din kültürü ve ahlak bildisi dersi performans ödevi (6. sınıf-1.

 NAMAZ

Beş vakit namaz hicretten bir buçuk  yıl önce miraç gecesinde farz kılınmıştır. Sözlükte dua etmek demektir.Istılahta ise tekbir ile başlanıp selam ile bitirilen özel fiil ve sözle yapılan ibadettir. İmandan hemen sonra namaz gelir.İkisi birbirinden ayrılmaz iki parça gibidir.Biri olmazsa diğeri yoktur.

Namaz; imanın alametidir.Kalbin nuru, ruhun kuvveti, müminin miracıdır.Mümin; bu namaz sayesinde yüce Allah‘ın manevi huzuruna yükselir.O’na yalvararak manevi yakınlığa erer.

Namaz; kul ile Allah arasında kurulan bir bağdır.Bu bağ dinin temeli ve direğidir.Yüce Peygamberimiz: “Namaz dinin direğidir.” buyurmuştur.

Namaz akıl sağlığı yerinde olan, buluğ çağına eren her Müslüman için  farz bir ibadettir.Farziyeti kitap,sünnet ve icma ile sabittir.

1)Kitap:Konu ile ilgili bir çok ayet vardır;”Şüphesiz namaz, müminler üzerinde belirli vakitlerde farz kılınmıştır.”

2)Sünnet:Konu ile ilgili bir çok  hadis-i şerif vardır;”Cennetin anahtarı namazdır.”

3)İcma: Bütün müctehidler de bir gün ve gecede beş vakit namazın farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

            Namazı Terk Etmenin Hükmü

Namaz ibadetini yerine getirmekle büyük manevi dereceler kazanan insanın, bu ibadeti ihmal ya da büsbütün terk etmekle, ölüm ötesi hayatta aynı oranda cezaya çarptırılması tabiidir. Bu, tüm kainata hakim bulunan adalet ve denge mekanizmasının bir gereğidir. Kur’an namazı terk etmeyi; nefsin arzularına uyarak cehennemlik olmaya yol açan bir davranış olarak sunmakta; Namaz kılmamanın getireceği büyük uhrevi sorumluluğu bildiren bir çok hadisler vardır. Bunlara biraz sonra değineceğiz. İşte tüm bu verilerden hareketle, İslam alimleri namaz kılmamayı büyük günahlar sıralamasında en üst basamaklarda zikretmişlerdir.

İslam’ın temel esaslarından biri olan namazın farz olduğuna inanmayarak kılınmayışının, kişiyi dinden çıkaracağı konusunda İslam bilginleri görüş birliği içindedirler. Tıpkı namaz gibi, farz oluşu kesin delillerle bilinen diğer esaslar da böyledir. Zira Kur’an’ın bir ayetini, ya da bir hükmünü inkar etmek, onu bütün olarak inkar etmekle eş değerdedir. Bu durumda bulunan kimseye irtidat/dinden çıkma hükümleri uygulanır.

Farziyetini inkar etmeksizin, sırf ihmal ve tembellik sebebiyle namazı terk eden hakkında hükmün ne olacağı konusunda İslam bilginleri farklı görüşlere sahip olmuşlardır

 

          Namazın Çeşitleri

Namaz 3 çeşittir;

1-Farz Namazlar

2-Vacip Namazlar

3-Nafile Namazlar

 

1-Farz Namazlar

a-Beş Vakit Namaz

b-Cuma Namazı

 

2-Vacip Namazlar

a-Vitir Namazı

b-Bayram Namazları

 

3-Nafile Namazlar

a-Kuşluk Namazı

b-Mescit Namazı

c-Teheccüt Namazı vb.

 

Namazın Farzları

Namazın farzları 12’dir.6’sı namazdan önce, 6’sı da içinde uygulanır.

Namazdan önceki farzlar şart, içindekiler ise rükun olarak  da adlandırılır.

Namazın Şartları;

1-Hadesten Taharet

2-Necasetten Taharet

3-Setr-i Avret

4-İstikbal-i Kıble

5-Vakit

6-Niyet

 

Namazın Rükunları;

1-İftitah Tekbiri

2-Kıyam

3-Kıraat

4-Rüku

5-Sücut(secde)

6-Kaide-i Ahire

 

 

       Namazın Faydaları

İbadetlerin bir hedefi de,insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak,ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumak;hatta malının sağlığını bile korumaktır.Çünkü namaz gibi ibadet ve yıkanmayı Ön şart kabul etmekle beden temizliğine,özellikle namaz,oruç ve hac insanın ruhi temizliğe vasıtasıdır.

Genelde bazı hastalıklar vardır ki,sebebi mikrobiktir,insanın cismine arız olur.Bazı hastalıklar da vardır ki,sebebi mikrobik değildir,yani ruhidir,insanın ruhi fonksiyonlarına ve yaşantısına arız olur.Fakat bununla beraber arasında kesin bir kategorik bir ayrım olmadığından ,bedeni bir hastalık,bazen ruhi yaşantıyı da hasta ettiği gibi,ruhi bir hastalık bazen bedeni de etkileyebilir.O halde tam sağlıklı bir kişilik için hem bedeni hem de ruhu dengeli bir şekilde sağlıklı tutmak gerekir.İslam,namaz ve diğer ibadet sistemiyle her türlü hastalığa karşı hem koruyucu bir hekimlik ,hem de iyileştirici etkin bir ilaçtır.

Namaz bütün erkanıyla Allah’ı hatırlama ve zikretmektir.Allah’ı zikretmek olan namaz,insanın bedenine,hem de ruhuna şifadır.Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:”Onlar inanmışlar,kalbleri Allah’ı zikirle huzura kavuşur.”(Ra’d Suresi:28)Yine:”Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir,sonra hem derileri,hem de kalbleri Allah’ın zikriyle yumuşar ve yatışır.”(Zümer Suresi:23) Bir hadis-i şerifte,”Namazda şifa vardır.”(Ahmed ibn.-i Hanbel:2/390) buyurulur.

 

 

Namazın Ferdi Etkileri

 

Biz müminler ve Ehl-i Beyt şiası namaza gereken önemi vermeliyiz. Namaz bir örf ve ananeden ibaret değildir. Namaz, ister bireyin kendisi açısından ve ister toplumsal açıdan çok önemli semerelere sahip ilahi bir görevdir.

Namaz, insanın hem ruhunu, hem vücudunu, hem de fikrini etkilemekte ve tüm bunları insanın mutluluğu için devreye sokmaktadır.

Namazın en önemli sonuçlarından biri, insanı kötülüklerden korumasıdır. Allah Teala buyuruyor ki

“...Namazı hakkınca kılın. Gerçekten namaz (insanı) kötülüklerden sakındırır...”

Namaz, ruhun kemale ermesi ve insanın kötülüklerden arınması ve fikrin olgunlaşması için Yüce Allah tarafından konulmuş eğitici bir programdır ve aynı zamanda sürekli olarak kul ile Allah’ın ilişkisini sağlayan bir vasıtadır.

Namaz, insanın iradesini zayıflatan ve onu cebren günahtan koruyan muhtevasız bir ibadet değildir; namaz doğru şekilde kılınırsa, insana ruhi yönden öyle bir aydınlık ve güç kazandırır ki, insan kendi iradesiyle iyi işlere daha fazla önem vermeye başlar ve kötülüklerden kaçınır. Ama namaz kılamayan bir kimsede böyle bir ruhi hazırlık ve güç bulunmaz bu yüzden namaz kılmayan birisinin kötülüklerden kendi isteğiyle kopması ve iyiliklere yönelmesi kolay değildir.

Namaz mümin kimsenin doğruluk ve takvasının artmasına sebep olur. Namazı kılmamak ise kişinin kalbinin kararmasına  ve daha fazla günaha yönelmesine ve nihayet kurtuluş yollarının yüzüne kapanarak cehennemlik olmasına sebep olur. Elbette namazın insanı kötülüklerden korumasının değişik aşamaları vardır ve bu namaz kılanın iman derecesine, namaza gerçek manada yönelişine, namazda kalbinin huşu ve huzu içerisinde olmasına bağlı olarak değişmektedir.

Namazı, kural ve adabını riayet ederek tam olarak yerine getirmek, insanın yüce ilahi makamlara ve insani erdemlere erişmesinde büyük bir rol oynamakta ve birey ve toplum olarak insanın sağlıklı bir hayata kavuşmasına yardımcı olmaktadır.

Namaz kılan kimse, gasp olan bir elbiseyle ve gasp olan bir yerde namazın geçersiz ve batıl olduğunu bildiği için, hatta abdest ve gusül almak için kullanılan suyun bile temiz ve helal olmasının şart olduğunu nazara alarak başkalarının hakkına riayet etmeye, onların malına el uzatmamaya ve sürekli olarak gasp olan bir şeyden sakınmaya dini bir görev olarak özen gösterir.

Namazdaki rüku, secde ve diğer farzları emir olunduğu şekilde yerine getirmek, namaz kılanı sürekli olarak düzenli olmaya ve işlerinde ihmalkarlık ve başıboşluktan uzak olmaya alıştırır.

 Yüce Allah huzurunda boyun eğme ve onun verdiği nimetleri anmak gayesini taşıyan namaz, kişinin mütevazı ve başkalarının iyiliği karşısında duyarlı olmasına ve tekebbür, çekemezlik, bencillik ve diğer kötü huylardan uzak olmasına sebep olur.

Hz. Fatıma (s.a) şöyle buyurmuştur:

“Allah, imanı sizler için şirkten temizlenme ve namazı kibirden korunmak vesilesi kılmıştır.”

Namaz kılan bir kimse, namazının Allah katında kabul olması için diğer davranışlarını da düzeltmeye çalışır. Çünkü namazının kabul olmadığı taktirde -Hz. Ali (a.s)’ın buyurduğu gibi- insanın diğer amellerinin de bir değeri kalmaz.

 


 

Namazın İradeli ve Çalışkan İnsan Yetiştirmedeki Rolü

 

Günde beş defa, Allah’ın huzurunda durarak O’ndan başka her mabuttan yüz çeviren, İslam ve tevhit inancının doğuş yeri olan Ka’be’ye yönelen, ruhunu doğru niyetle temizleyen, mabuduna hitaben ilk sözü tekbir getirmek olan, böylece Allah’ın her nitelendirmeden daha üstün olduğunu her namazın başında tekrarlayan, en azından günde on defa Fatiha suresini okuyarak Allah’ı övgüyle anan ve gerçek övgünün O’na layık olduğunu ifade eden bir kimsenin nazarında artık maddi güçlerin bir değer ve ağırlık taşıması mümkün olamaz. Bu şekilde namaz kılan kimse artık ilahi ve insani hedefler uğruna çaba gösterirken hiçbir güç ve engelden de korkmaz. İşlerini sadece Allah için yapar ve her türlü şirk ve yağcılıktan uzak olur.

Namaz, gerçek bir huşu ile kılınırsa insanın ruhunun yücelmesinde inanılmaz bir etkiye sahiptir. Namaz sayesinde insanda, sadece Allah’ın emirleri karşısında boyun eğen, sarsıcı olaylar karşısında sebat gösteren ve İslam tarihinde örnekleri çok bulunan yiğit şahsiyetler gibi en zor şartlarda direnç ve sabır örneklerini sergileyen hür irade sahibi bir ruh meydan gelir.

Namazda okunan Fatiha suresi İslam’ın temel çizgilerini ve Kur’an’ın ana öğretilerini kısaca ortaya koymaktadır.

Allah’ın her şeyi yaratıp yönettiği, O’nun her işinin güzel ve övgüye layık olduğu, kıyametin varlığı, insanın yaptıklarından dolayı hesaba çekileceği ve Allah’ın her şeye özellikle insana karşı merhametli olduğu, her türlü şirki reddederek doğru yola bağlılık ve onda sebatlı olmanın gerekliliği ve her türlü sapıklıktan uzak olmaya çalışmak gibi temel konular Kur’an’ın giriş suresi olan Fatiha’da açıkça ifade edişmiş ve namaz kılan kimse her namazında bu sureyi okumakla yükümlendirilmiştir.

 

Namazın Sağlıkla İlgili Sonuçları

 

Elbette namazdaki asıl gaye, insanın ruh temizliğini sağlamaktır. Peygamber (s.a.a) bir gün ashabına:

“Eğer sizlerden birinin evinin önünden bir nehir geçer ve o adam günde beş defa, o nehirde yıkanırsa acaba onun vücudunda kir kalır mı?” diye sordular. Onlar: “Hayır” dediler. Peygamber (s.a.a): “Namaz da, sürekli akan bir nehir gibidir; insan namaz kıldıkça, namaz onu günahlardan temizler” diye buyurdular.

Bu manevi temizliğin yanı sıra namazın abdest, gusül, vücut ve elbisenin temiz olması gibi şartlarına baktığımızda namazın insanın dış temizliğinde de önemli bir etkisi olduğu ve böylece insanın sağlığını korumada da önemli derece de rol oynadığı ortaya çıkar.

 

 

Namazın Toplumsal Etkileri

 

Dinde namazın cemaatle kılınmasına çok önem verilmiştir. Cemaat namazı, İslam’ın muhteşem ibadi merasimlerinden sayılır. İslam’da cemaat namazına önem verilmesi, bu mukaddes dinin birlik ve beraberlik dini olduğunu Müslümanlar arasında sürekli bir dayanışmanın sağlanmak istendiğini açıkça göstermektedir.

Cemaat namazı, soy ve toplumsal sınıflardan kaynaklanan ayrıcalık ve imtiyazları ortadan kaldırmaktadır. Hangi soy renk ve milletten olursa olsun tüm Müslümanlar namaz safında aynı sırada beraberce yer alır; hep birlikte aynı kıbleye yönelerek tek vücut olarak ibadet eder ve birlikte yere kapanıp kalkarlar.

Cemaat namazı toplumun kaynaşması için en güzel vesiledir. Müminlerin birbirlerinin halinden haberdar olmaları için en iyi fırsattır. Özellikle düşmanlar karşısında Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olduklarını gösteren Cuma namazı toplumsal bir ibadet merasimi sayılır. Bu namazda okunması gerekli olan iki hutbe namaza katılanları, bir yandan takva iman ve Allah’a yönelmek konusunda yönlendirdiği gibi onları toplumsal ve siyasi konularda da bilinçlendirmektedir.

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !